Tufan Destanı (Nuh'un Gemisi)

Tufan Destanı (Nuh'un Gemisi)

  Tufan Destanı adında da geçtiği gibi çok önemli ve ünlü bir efsanedir. Destan birçok kültürün mitolojisinde yer almasının ötesinde bütün kutsal kitaplarda da yerini almıştır. Bu yönüyle yani hem din öncesi dönemde hem dinin etkili olduğu dönemde var olmasıyla birçok bilim insanının dikkatini çekmiştir. Baktığımız zaman din öncesi dönemde insanların daha çok politeist yani çok tanrılı dinlere inandığı görülmektedir. Daha sonra tek tanrılı dinler dönemi başlamış ve mitolojik dönemdeki birçok efsane, destan bu döneme aynen aktarılmış hatta kutsal kitaplara da girmiştir. Bunlardan en çok bilinenlerinden biri olan Tufan Destanı bu yazımızın konusu olacaktır.

  Tufan yani büyük bir deprem, sel, su taşkını ile oluşan insanlık açısından hayati tehlike oluşturan çok büyük bir doğal afettir. Neredeyse bütün kıtaların sular altında kaldığı bir olay hayal edin. Günlerce bu su çekilmek bilmiyor ve en nihayetinde çekildiğinde de bütün insanlar, hayvanlar, bitkiler yani her şey çekilen suların altından cansız bedenlerini gösteriyorlar. Bunu daha detaylı anlatmadan önce farklı mitolojilerde Tufan Destanı’nın nasıl anlatıldığına bir bakalım.

   Tufan destanı hemen hemen her kültürün mitolojisinde aynı anlatılmakla birlikte arada çok ufak farklılıklar vardır. Örneğin bir mitolojide dünyada kalan son iyi insanlara kurtulmaları için gemi yapmaları haberini veren bir tanrıyken bir diğerinde kahin bir diğerinde ise bir kurbağadır. Bu şekilde ufak farklar olmasına rağmen hikaye hep aynıdır.

   Hikayeye göre dünyadaki insanlar tanrılarını çok kızdıracak ahlaksızlıklar yapmıştır ve tanrı bütün herkesi cezalandırmak için büyük bir felaket planlar. İnsanlar o kadar ahlaksız, o kadar inançsız, o kadar barbar olmuşlardır ki verdiği nimetler için tanrılara şükretmeyi bırakmışlar, başlarına gelen en ufak bir kötü olayda tanrıları suçlamaya başlamışlar, hatta birçoğu tanrılara inanmayı bırakmışlardır. Bunun üzerine tanrılar çok öfkelenirler. Kendi yarattıkları insanları yok etmeye karar verirler. Fakat içlerinden sadece bir aile yaşamayı hak eder. Bazı mitolojilerde Nuh bazılarında Noma gibi farklı isimler zikredilse de biz bu destanı anlatırken en bilinen isim olan Nuh’u kullanalım.

  Nuh karısı ve çocuklarına az önce saydığımız habercilerden biri haberi getirir. Bir tufan olacağını, tanrıların bütün insanları ve yaşamı yok edeceğini fakat kendilerinin kurtulmak için seçilmiş özel kullar olduğunu söyler haberci. Nuh ve ailesi çok şaşırır ve heyecanlanırlar. Tanrıların niye böyle bir şey yaptıklarını anlamasalar da sormazlar çünkü haberci bunu gizli tutar. Daha sonra Nuh ve ailesine bir gemi yapmaları gerektiğini, bu geminin de çok yüksek bir dağın tepesine (bir mitolojide Ağrı dağı, bir mitolojide Everest dağı, diğer bir mitolojide ise Alpler olarak geçer.) kurulması gerektiğini söyler haberci. Ve bu gemi mutlaka çok büyük olmalıdır. Dünyada bulunan her tür hayvandan bir dişi bir erkek olmak üzere bir çift hayvan bu gemiye sığmalıdır. Büyük tufan gününe kadar Nuh ve ailesinin hem gemiyi yapmaları hem de bütün bu istekleri tamamlamaları gerekir.

  Nuh ve ailesi nitekim bu görevi başarırlar da. Çok çalışmışlar ve tanrılarına layık olmayı başarmışlardır. En yüksek dağın tepesine nihayet bir gemi inşa etmişler, yılanlardan antiloplara, fillerden karıncalara kadar her hayvandan bir çift olmak üzere bir sürü hayvanı gemiye bindirmişlerdir. En sonunda da ikinci haber gelir ve kendileri de gemideki yerlerini alırlar. Bu kadar yüksek bir dağa suyun nasıl ulaşacağı bunca zamandır akıllarına yatmamasına rağmen Nuh ve ailesi tufan gününde büyük bir şaşkınlık yaşarlar. Çünkü gerçekten de habercinin dediği gibi büyük bir tufan kopar. Yer gök yarılır, büyük yıldırımlar düşer, çok güçlü bir fırtına başlar, yer büyük bir sarsıntıyla sallanır. Daha önce hiç böyle bir afetle karşılaşmayan Nuh ve ailesi şaşkınlıkla olanları izlerler. Gerçekten de su yükselmiş ve en yüksek dağı bile görünmez kılmıştır. Azgın sular tam 7 gün boyunca (bazı kaynaklarda 9 gün) dinmez. Tam bir kıyamet senaryosu yaşanmış ve bu kıyametten sadece tanrıların seçmiş olduğu Nuh ve ailesi ve her hayvandan bir örnek sağ çıkmayı başarmıştır.

  7 günün sonunda sular dinmiş, yavaş yavaş kara görünmeye başlamıştır. Dünyada taş taş üstünde kalmamış, azalan suların altından sürüyle insan cesedi gün yüzüne çıkmıştır. Nuh ve ailesinin yeni görevi yok olan bu insan türünü yeniden çoğaltmak ve tanrılara olan sadakati diri tutmaktır. Aynı zamanda gemideki diğer hayvanlar da çiftleşmeli ve her hayvan türünün yeniden dünyada hüküm sürmesi gerekmektedir. Böylece bir nevi kıyamet sonrası yeniden diriliş yaşanır.

  Tufan destanıyla ilgili en ilginç kısım ise yazımızın bu kısmında yer alacaktır. Bilim insanları tufan destanının ayrıntılarından yola çıkarak bu olayın gerçek olup olmadığını araştırmaya koyulmuşlar ve nihayetinde de böyle bir olayın gerçekten yaşanmış olabileceği bulunmuştur. Buluntulara göre milattan önce 300 yıllık bir süreç içerisinde çok büyük bir olay yaşanmış ve o 300 yıllık süre zarfında insanlığa, canlı yaşamına dair her şey aniden ortadan yok olmuştur. Hatta bu 300 yıllık süre için bilim insanları ‘karanlık yıllar’ lakabını uygun görmüşlerdir. Böyle büyük bir olayın tufan olup olmadığını ise bilim dahil hiçbir şey bilemez. Fakat görünen o ki büyük bir felaket yaşanmış ve o zamana kadar var olan insan yaşamı aniden ortadan yok olmuştur.

  Bu mitolojik destan daha sonrasında Kur’an-ı Kerim, Tevrat, İncil vb. tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarında da yerini bulmuştur. Hatta günümüzde Müslüman ülkelerde ölülerin arkasından okunan Yasin’de bile tufan destanı geçmektedir. Birçok insan okudukları bu demecin tufan destanından olduğunu bile bilmemektedir. Peki mitolojik dönemde yaşanan bu hadiselerin daha sonra tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarına girmesinin sebebi nedir? Sonuçta bu olaylar politeist insanların, başka tanrılara tapan kulların başına gelmemiş midir? Bu soru henüz çözülmeye muhtaç sorulardan biridir.

  Aynı zamanda bu destan birçok dinin yanı sıra 20 ve 21.yy’da çekilen birçok filme de ilham kaynağı olmuştur. Tufan destanından yola çıkarak çekilen bazı filmler çeşitli ödüller dahi almıştır. Tufan destanının yanı sıra aslında mitolojideki birçok destan hatta mitolojinin kendisi dahi birçok filme, belgesele, denemeye, kitaba konu olmuştur. Baktığımız zaman mitolojinin efsane oluşumundaki basamaklar (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı kitaba göre 12 basamak) senaryo oluşturma konusunda bir örnek olmuş, çekilen filmler, yazılan kitaplar bu basamaklar baz alınarak yapılmıştır. (Basamaklara örnek vermek gerekirse kahraman kendinden bile habersizdir. Daha sonra bir olay olur ve kahraman özel güçlerinin farkına varır. İnsanlığı kurtarmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.)

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ