Türkiye'de Dinsizlik Neden Artıyor ?

Türkiye'de Dinsizlik Neden Artıyor ?

rkiye'de Dinsizlik Neden Artıyor ?

1986 yılında Bülent Ecevit'in merkez sol azınlık hükümetinde eski bir Sanayi ve Teknoloji Bakanı Tarhan Erdem tarafından kurulan KONDA şirketinin yaptığı bir araştırmaya göre geçtiğimiz 10 sene boyunca kendini muhafazakar, dindar diye adlandıran gençler %28 gibi bir oranda iken bu oran günümüzde %15'e kadar gerilemiş durumda. Araştırmaya göre genç kesim, ülke geneline göre daha az dindar durumda.

Araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye'nin gitgide inançsız bir duruma gelmesi ise çıkan seslerin gün gün artmasını sağlıyor.

Asıl sorulması gereken soru, Türkiye'de dindarlık neden azalıyor? İnsanlar neden artık sorgular oldu? Genel bir kanı var, bu kanıya göre sol kesim dindar değil, sağ kesim ise iktidardan ötürü dindar, peki böyle bir yargı neden var? Türkiye'de ateizm, deizm gibi kavramlar Dünya'nın evrensel kültüründen mi kaynaklı yoksa Türkiye'de iç kesimde yaşanan gelişmelerden dolayı mı?

Ancak tüm bu soruları sormadan önce dinsizliğin, inançsızlığın kavramlarını sizlerle daha yakından kavrayalım.

Deizm

Herhangi bir dine mensup değildir. Sadece Tanrı'nın evreni yaratıp kendi haline bıraktığına inanır. Genelde inançlı insanların ateizm'e geçmeden önce ki ilk adımını atması Deizmdir. Tanrı'nın varlığına inanıp peygamberlere, hadislere, mucizelere, kitaplara inanmaz. Tanrının evreni ve insanları yarattığını sistemi mükemmel bir şekilde kurduğunu ancak insan hayatı başladıktan sonra evrene müdahele etmediğine inanırlar. İnançsızlığın ilk adımıdır.

Ateizm

Ateizm, hiçbir yaratıcının olmadığını savunan bir düşüncedir. Tanrı inkar etme, Tanrıya inanmama, Tanrıyı tanımama gibi kavramlar ateizm düşüncesinde yer almamaktadır çünkü bir olguyu tanımamak veya inkar etmek için o olgunun varolduğunu varsayılmalıdır. O yüzden 'Tanrı'nın inkar edildiği' ateistler arasında konu olamaz.

Karl Marx ateizm düşüncesini savunur.            'Din halkın afyonudur' diyerek tüm dinleri reddetmiştir.

Kısaca, Ateist insanlar semavi dinlerin yarattığı Tanrılara değil, Deizm'de geçen Tanrı'nın evreni yaratıp kendi haline bıraktığı olguya da inanmazlar. Ateistlerin bir Tanrısı, bir din'i yoktur.

Agnostizm

Agnostizm, ateizm ile aynı kavram değildir. Üstte de dediğimiz gibi ateistler, tüm Tanrıların, dinlerin varlığını reddederken, Agnostizm Tanrının varlığının asla bilinemeyeceğini, bilinemez olduğunu savunur.

Bazı kaynaklar Agnostizm'i kararsızlık, tarafsızlık olarak yazar.

Dolayısıyla Agnostikler ne Tanrı'nın varlığını inkar eder, ne de kabul eder. Eşit seviyede tutarlar.

Bu akımda zaman içinde iki dala ayrılmıştır.

Agnostik Ateizm

Agnostik ateistler, tanrının varlığının kesin olarak yoktur demekten kaçınırlar. Yaratıcı fikrine ihtiyaç duymazlar ancak Tanrı yoktur veya Tanrı vardır gibi söylemlerden çekinirler.

Agnostik Deizm

Agnostik deistler ise Agnostik ateizm'in tersine yaratıcı fikrine inanan kişilerdir ancak bu fikri deistler gibi kesin benimsemezler. Tanrı'ya inanırken şüphe duyarken inanan kesimdir.

Panteizm

Panteizm, deizm ile sıklıkla karıştırılan bir dindir ancak ikisinin belirgin farkları bulunmaktadır. Panteist insanlar direkt doğanın kendisine, doğada bulunan nesnelere inanmaktadır. Doğaya bakınca Tanrı'yı orada görürler. Herşey'in Tanrı'nın bir yansıması olduğunu düşünürler. Panteizm'de dini inanış yoktur. Yani ibadet yoktur. Yaşamdan sonra cennet-cehennem gibi ödül veyahut cezaya inanma yoktur. Tanrı, doğa, doğada Tanrı'dır.

Materyalizm

Evrendeki her şeyin maddeden meydana geldiğini savunur. Evrendeki tüm etkileşim maddeler sayesinde olmaktadır. Bu bakımdan ateizm ile aynı doğrultuda yer alır ancak ateizm'den daha geniş bir araştırma alanı vardır.

Neden Dinsiz Oluyorlar ?

Araştırma verilerine göre dinsizlik, inançsızlık durumu dünya genelinde yükselişe geçmiş durumda yani sadece Türkiye'de artmamaktadır.

Türkiye'de ki gençlerin son yıllarda inanmamaya başlaması dini inanışların eski toplumlardan günümüze kadar geldiklerinden de kaynaklandığı düşünülüyor. Yani bazı gençlerin verdiği ropörtajlara göre bu ritüel ve inanışları saçma bulduklarını açık açık dile getiriyorlar.

Müslüman gençler ilk adım olarak genellikle Deizm akımına inanıyor çünkü onlara göre dini inanışlar ilk başta saçma geliyor ama Tanrı'nın varlığını inkar etmek istemiyorlar. Bu kusursuz evrenin bir tesadüf olamayacağını bir Tanrı'nın bu kusursuz işleyen düzeni yarattığını savunuyorlar. Bu kadar güçlü bir yaratıcının insanları biliçlendirmesi için peygamberler gönderdiğine inanmıyorlar diyebiliriz.

Müslüman gençler ikinci adım olarak ise Ateizm akımına inanıyor çünkü onlara göre bu savaşlar, bu doğal afetler, bu yoksulluk, insanların açlıktan ölmesi veya kitaplara inanmama gibi kavramlar dikkat çekiyor. Ateist gençlerin düşünce yapısı ise genel olarak, ''madem Tanrı var, neden bu olaylara müdahele etmiyor?'', ''o kadar insan, çocuk, bebek ölüyor, neden Tanrı yardım etmiyor?'' ''Tanrı iyilik timsali ise açlıktan ölen çocuklar, sel felaketi, yangın felaketi, deprem felaketi yaşayan insanlara neden yardım eli uzatmıyor?'' ''İnsanlık adına bu kadar kötü olay olurken, doğanın sistemi bozulurken Tanrı neden el uzatmıyor?'' gibi soruları kendilerine soruyorlar. Yine aynı şekilde Deizmde de olduğu gibi, kitaplara, peygamberlere, mucizelere inanmayan bir akımdır.

Sürekli gelişen yeni teknoloji

Dünya'da ve Türkiye'de sürekli bir gelişim halinde olan teknoloji, gençlerin sosyal medyada, internette, çeşitli sözlüklerde gezip öğrenme olanaklarını da artırmaktadır. Sürekli arkadaşlarıyla etkileşim halinde olan gençler, sanal alemde konuşurken bile inanışlarını sorgulamaya başlamış durumda. Yanlış düşünen birçok genç inançsız duruma geçiyor. Günlük yaşamda müslüman bir insanın ona kötü davranması, azarlaması, hakaret etmesi gençte şöyle bir soru uyandırıyor. ''Acaba müslümanlık böyle birşeyse neden bu dine inanayım?'' ''İslam bizi iyi davranmaya, günah işlememeye, insanlarla iyi geçinmeye, huzurlu bir ortam yaratmaya çalışırken neden bu insanlar böyle davranıyor?'' gibi sorular soruyorlar kendine ancak şöyle de düşünmek lazım ki ''Dinler evrenseldir. Kişiye bakarak bir dinin iyi veya kötü olduğu anlaşılamaz.'' Her insan inandığı din'i kendi kurallarına göre değil, o din'in belirttiği kurallara göre yaşamalıdır. Bu sebepten dolayı insanlara bakarak din anlaşılmaz. Gençler bu noktada yanılmaktadır.

Tarikatlar

Bir diğer husus ise tarikatlar. Her din'in kendine göre tarikatları bulunur. İnsan kendisini Allah'ı görüyormuşçasına eğitmelidir. Tarikatlar bunu yapmaya çalışır ve insanların ahlaken eğitilmesini kötü huylardan iyi huylara doğru bir yolculuğa çıkmasını amaçlar ancak böylesine hayır işlemek için kurulan kurumlarda küçük çocuklara cinsel istismar edilmesi gençlerin kafasında yine soru işareti bırakıyor. Çocukların Allah'ı görüyormuşçasına eğitilmesi için yollandığı bir kurumda böyle istismara maruz kalması gençleri İslam'dan uzaklaştırıyor, inanmak ve inanmamak arasında tereddütte bırakıyor.

Aile Baskısı ve Çevre

Belki de gençleri inançsızlığa, dinsizliğe iten en büyük etkenlerden birisi de aile baskısı ve çevre. Yeni doğan bir bebek müslüman bir toplumda doğmuşsa ve ailesi ve çevresi baskıcı bir toplum ise ilk başlarda 6-7 yaşlarında güzel bir eğitim almış gibi görünse de çocuk ileri de baskı ile inandığı için sorgulmaya başlayacaktır ve bu baskı ona ileride büyük bir travma yaşatacaktır. Bu nokta da genç artık dinsizliğe doğru yavaş yavaş kaymaya başlayacak ve özgün seçimini yapamayacaktır.

Kısaca, yeni doğan bebeklerin kendi inanç şeklini kendisinin seçmesinin en doğru yol olduğunu söyleyebiliriz çünkü ileri de çocuk baskı altında kalmadığını bilecektir ve en doğru olanı kendisi için yapacaktır. Tekleyen bir arabayı itekleyerek nereye kadar götürebiliriz ki ?

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ