Pazar Söylenmeleri: 20 Kasım 2022

Pazar Söylenmeleri: 20 Kasım 2022

Bugün 20 Kasım 2022 Pazar…

Evde bütün gün oturdum. Biraz kitap okumaya falan çalıştım ama pek becerebildiğim söylenemez. Kafamın içinde deli dehşet soru işaretleri var. Özellikle varoluşsal sancılar çekmekteyim. Ha bir de bu yazıyı yazmaya başlamamın asıl nedeni çok uzun zamandır “Pazar Söylenmeleri” başlığı altında yazmadığımı fark ettim. O sebepten dolayı yazmaya oturdum. Bakalım neler saçmalayacağım. Vira bismillah…

Efendim şimdi varoluşsal sancılar çekmemin sebebini tam manasıyla ben de bilmiyorum. kafamın içinde dolanıp duran soru işaretlerini burada yazmaya kalksam eminim beni taşa tutarsınız, benim katlimin vacip olduğunu falan söylersiniz. Onun için detaya girmeyeceğim. Sadece şu kadarını söyleyebilirim; inanç alemimde dehşetli sarsıntılar oluyor bu aralar. İnandığım hiçbir şeye inanmamaya başladım ve her geçen gün bu girdap büyüyerek beni içerisine çekiyor. İşin içinden çıkamıyorum bir türlü. Soru işaretlerime cevap niteliğinde bir karşılık bulamıyorum, hâl böyle olunca alıyor beni bir düşünce. Oysa benim inanmam için elimde çok sağlam doneler mevcut. Yani geçmişte yaşadığım bazı olaylar var ki, inanmamamın önünde bir set gibi duruyor adeta. Lakin diğer yandan akıl ve mantık devreye girince işler iyice karışıyor. Bazı şeylerin akıl ve mantıkla izahı olmadığını falan dikte ediyorum kendime. Yine de sahipsiz kalıyor bu debelenmelerim. Uzun zamandır bu şekil bir ruh haline yaklaşmamıştım hiç. Araştırdıkça, okudukça bir şeylerin saçma sapanlığı su yüzüne çıktıkça beynimde depremler oluyor. İşin kötü tarafı bu tarz depremlerde ben tek başıma kalamıyorum. Etrafımda kim varsa kalbini kırmaya, onları da benimle beraber bu girdabın içerisinde debelenmeye zorluyor gibi bir pozisyona düşüyorum. İstediğim bu değil aslında. Bunu ben biliyorum da benim içimdeki bir başka ben var sanki, o rahat durmuyor. Devamlı surette anlatmak ve tabuları, putları yıkmak istiyor. Bunu kimseye söylemeden kendi içimde halletmem lazım. Bunun için de insanlardan uzak durmam gerek. İnsanları kendimden uzak tutmam lazım sanırım. Başka türlüsü mümkün görünmüyor. Devamlı söylediğim kendi hayatım çerçevesi içerisinde kurmak istediğim o “komün” yaşamı kurmanın zamanı gelmiş olmalı. Yavaş yavaş kendi kabuğuma çekilmeliyim ve kendime bir mağara yaratmalıyım. Kendi mağaramda yeni keşiflere çıkmalıyım. Yazmalıyım ve okumalıyım sadece. Yazmalı ve okumalı, yazmalı ve okumalı, çay, kahve ve sigara üçlüsünden medet ummalıyım. Herkese ve her şeye mesafeli durmalıyım. Bildiğim ve anladığım budur! Yani kendimden yeni bir ben yaratmalıyım. Başka türlü olmayacak bu! Yoksa ciddi manada kafayı yiyeceğim. Daha fazla yazmalıyım, daha fazla okumalıyım ve daha fazla susmalıyım. Sustuklarımı boyuna yazmalıyım. Kimin okuyup okumayacağına bakmadan yazmalıyım. Her gün saatlerce yazmalıyım. Her gün saatlerce okumalıyım. Bu içinde bulunduğum girdaptan kendimi bir türlü kurtarmalıyım. Nelere inanıp, nelere inanmayacağıma yine yek düşüncemde ben  karar vermeliyim. Bunun için ilahi bir mesaj beklemeli miyim? Bunu da durup gözeterek anlamalıyım. Gelecek olan mesaj gelecektir, beklemekle gelmeyeceği aşikar. Ne olacaksa olacaktır sevgili kendim.

Burada yazdıklarım tam manasıyla kendime nottur. Üçüncü şahıslarla bir ilgisi bulunmamaktadır. Şimdilik bu kadar yetsin. Aklıma bir şeyler geldikçe yazmaya devam ederim. Öptüm.

Bu Pazar günü söylenmelerine her hafta devam etmeyi düşünüyorum. Saçma sapan şeyler yazabilirim. Bu anlamda kusura bakmayın. Bu söylenmeler aynı zamanda benim için bir nevi yazı pratik çalışmaları olduğundan ne olduklarına çok takılmadan o an aklıma gelenleri yazıyorum. Çok fazla takılmayın içeriğe, en kötü hâlime gülün geçin, görüşürüz :) 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ