Lagalugalı Terane Yahut Üç Kuruşa Beş Köfte (2)

Lagalugalı Terane Yahut Üç Kuruşa Beş Köfte (2)

Önceki yazıda düşünmekten, sorgulamaktan girdik, sorulara cevaplar aradık. Cevap bulamadığımız sorular hayatımızın her döneminde olmuştur, olacaktır da. Bunda çok büyütülecek bir şey yok. 

Şimdi olaya farklı bir pencereden bakmayı deneyelim hep beraber. Aslına bakarsanız size hayatta duyduğunuz en hakiki kelamı söylemek istiyorum, lakin bilmiyorum onun ne olduğunu. Araştırmalarım devam ediyor ve şayet günün birinde bulursam o hakikatin ne olduğunu, edebiyatı, şiiri bırakıp bir sahil kasabasına yerleşip ömrümün sonuna kadar susmayı düşünüyorum. Yapacağım bunu. Fakat cevap aranan soru asırlardan beridir, cevaplandırılamadığı için rahatım, bulunabilecek bir cevap var mıdır? O da muamma, olsaydı milyar yıllık geçmiş tarihte gelmiş geçmiş, peygamberler, filozoflar, şairler vesaireler çıkartıp ortaya koyarlardı hakikati ve herkes ucundan tutardı gül gibi geçinir giderdik.

Her kafanın hakikati kendince makbul. Nereden bu kadar ayrı düşünceye varıldı, nasıl insanlar bu kadar birbirlerinden farklı oldular, siyah niye vardı beyaz niye olmak zorundaydı, gri neyimize yetmiyordu, ikisinin de ortasında bir karar kılınabilirdi halbuki. Herkes güllük gülistanlık mutlu mesut yaşardı. İyi kime göre iyiydi, kötünün hükmünü kim veriyordu. Tarihteki ilk kötü kimdi? Bunun kıstası ne oldu, nasıl karar verildi?
Aslına bakarsanız hiç kimse neden yaşadığını bilmiyor! Belki de bilmemiz gereken tek hakikat budur, neden yaşadığımızı bilmiyoruz. Ev için mi? Araba için mi? Makam mevki için mi? Para için mi? Birbirimizi çekiştirmek için mi? Kavga etmek için mi?

Sahi neden yaşıyoruz biz? Neden geldik bu dünya denilen kargaşanın ortasına. Ne işimiz var bizim burada? Kime neyi kanıtlamaya çalışıyoruz? Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes kendi doğrusunu başka birilerine kabul ettirme telaşında. Oysa doğrunun bir tane olması gerekliydi. Öyle değil ama, doğru herkesin kafasında bir tane, diğer kafalardaki doğrularla çatışınca kargaşa çıkıyor. Saatlerce konuşuluyor, hiçbir sonuca varılmadan herkes kafasındaki soru işaretlerini artırmış olarak masadan kalkıyor. Doğru bizim bildiğimiz doğru, tek doğru. Evet, diğer insanların doğruları da öyle. Herkesin doğrusu kendine doğru. Kimse kimseye saygı göstermekle de uğraşmıyor. Hiç kimsenin böyle bir derdi de yok.
Şöyle içimize dönüp bakmaya fırsatımız yok fark ettiniz mi? Hep bir hırs, hep bir tamah, hep kendimizi birilerine kabul ettirme derdindeyiz. Birilerine mutluluk yaşatmakla uğraşıyoruz gün boyu. Oysa kendimiz mutsuz, üzgün ve çaresiziz. Kendimize değer vermiyoruz, dışarıya şirin görünmeye çalışırken. Kendimize değer vermenin formülünü bulsak aslında toplumsal soru işaretlerini belki de ünleme çevirebileceğiz. Ve işte o zaman aslında sorun ortadan kalkacak. Çünkü her şeyin doğru ve herkesin haklı olduğunu göreceğiz.

Nasrettin hoca hikayesinde de olduğu gibi;

Bir gün Nasrettin Hoca`nın evine iki kişi gelmiş.
“Aramızda bir anlaşmazlık çıktı” demişler.
Biri derdini anlatmış, Nasrettin Hoca haklısın demiş.
Diğeri de derdini anlatmış. Nasrettin Hoca ona da haklısın demiş.

O sırada çayları vermekte olan Karısı atlamış,
“Bu ne biçim şey Hoca! ikisine de haklısın dedin?”
Hoca bi an düşünmüş ve karısına dönüp :

“ne yapalım hanım sen de haklısın” demiş.

Olay tam olarak budur aslında. Çünkü ne yaparsanız yapın, karşınızdaki insan anlattığının doğruluğuna inanmıştır ve hiçbir şekilde inanmış bir insanı yolundan çeviremezsiniz. Düşündüğü, yaptığı hiçbir şekilde doğru olmasa bile, bunu ona anlatacağınıza bir deve bulup ona kuğu gölü balesi yahut hendek atlamayı öğretmeniz sizin hayrınıza olacaktır.

Hayatı kendinize ve çevrenizdeki insanlara zehir etmeyin. Şuan, şimdi her şey mümkünken kendinize iyi bakmaya başlayın, yarın diye bir şey kavramsal olarak olsa da pratikte olmayan teoride bir işe yaramaz. Haydin kalın sağlıcakla…

Not: Yazılanların ve yaşananların gerçekle hiçbir ilişiği hiçbir zaman olmayacaktır. Şayet gerçeği yazabilme şerefine nail olursam zaten yazmam, susarım...

Saygıyla...

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ