Advert
Advert

Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken 10 Film

Bu yazıda, beni en çok etkileyen ve izledikten sonra bakışımı değiştiren on filmi, kendi hislerim ve düşüncelerimle, bir film günlüğü tadında anlatıyorum.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken 10 Film

Arkadaşlar, dostlar ve dahi Romalılar merhaba…

Bazı filmler vardır; izlersin, biter.
Bazı filmler vardır; biter ama içinde bir şey başlatır.
Bu yazı, “akşam ne izlesem” yazısı değil. Bu bir film günlüğü. Hayata, insana, zamana, vicdana ve ölüme dokunmuş filmlerin not defteri.

“Ölmeden önce izlenmesi gereken” ifadesi kulağa iddialı gelir ama mesele ölmeden önce değil, yaşarken uyanmak aslında. Çünkü insan bazen hayattayken de eksilir, dağılır, kaybolur. İşte bu filmler, insanı yer yer dağıtan ama sonunda toparlayan filmler.

Loş bir salonda oturmuşuz gibi düşün. Telefon sessizde. Zaman yavaş. Perde açık.


1. Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption)

Bu filmle karşılaşmamış bir insan ya çok gençtir ya da çok acelecidir.
Bir hapishane filmi gibi başlar ama aslında umut hakkında bir manifestoya dönüşür.

Andy Dufresne’in taş duvarlar arasındaki sessiz direnişi, insanın içindeki sabrın ve inancın ne kadar derin olabileceğini gösterir. Kaçmak değildir mesele. Dayanmak, beklemek, vazgeçmemektir.

Bu filmi izledikten sonra insan şunu düşünür:
“Belki de henüz çok erken pes ediyorum.”


2. Baba (The Godfather)

Güç, aile, sadakat ve ihanet…
Ama bunlar aforizma gibi sunulmaz. Sessiz, ağır ve kaçınılmaz bir şekilde akar.

Michael Corleone’nin dönüşümü, gücün insanı nasıl yavaş yavaş ele geçirdiğini anlatır. İyi niyetle başlayan bir yolun, nasıl soğuk bir iktidara dönüştüğünü izlersin.

Bu film şunu fısıldar:
Tahta çıkmanın bedeli, çoğu zaman insanlıktan inmektir.


3. Schindler’in Listesi (Schindler’s List)

Bu film izlenmez, taşınır.
Her sahnesi ağırdır, her sessizlik çarpar.

İnsanlığın en karanlık dönemlerinden birinde, tek bir adamın vicdanla kurduğu bağ anlatılır. Schindler kusursuz biri değildir ama tam da bu yüzden gerçektir.

Filmin sonunda insan şunu hisseder:
“Bir kişiyi kurtarmak, bazen bütün dünyayı kurtarmaktır.”


4. Dövüş Kulübü (Fight Club)

Bu film yumruk atmaz, sarsar.
Tüketim toplumuna, kimliğe, erkekliğe ve modern hayata yöneltilmiş sert bir sorgudur.

Yanlış anlaşılmaya çok müsaittir ama özü şudur:
İnsan, sahip olduklarıyla tanımlandıkça kendini kaybeder.

Film bittikten sonra aynaya bakarsın ve şu soru gelir:
“Ben kimim, gerçekten?”


5. Forrest Gump

Hayat bazen karmaşık değildir, biz karmaşıklaştırırız.
Forrest’in sade yürüyüşü, dünyanın gürültüsüne karşı sessiz bir başkaldırıdır.

Bu film, zekâdan çok niyetin; hızdan çok sadeliğin altını çizer. Koşarken bile kaçmaz Forrest, sadece gider.

İzledikten sonra insan şunu düşünür:
“Belki de hayatı fazla ciddiye alıyorum.”


6. Yedi (Se7en)

Karanlık bir film. Ama karanlığı estetize etmez.
İnsanın içindeki kötülüğü, adalet fikrini ve inançla şiddet arasındaki ince çizgiyi masaya yatırır.

Finali, sinema tarihinin en ağır anlarından biridir.
Film bittikten sonra rahatlayamazsın.

Şu soru kalır geriye:
“Adalet gerçekten her zaman doğru yerde mi durur?”


7. Matrix

Gerçek sandığın şey, gerçekten gerçek mi?
Bu film bir bilim kurgu olmaktan çok, uyanış hikâyesidir.

Kırmızı hap ile mavi hap arasındaki tercih, bugün hâlâ geçerli.
Gerçek rahatsız eder. Yalan konforludur.

Film bittikten sonra insan şüphe etmeye başlar.
Ve şüphe, bazen özgürlüğün ilk adımıdır.


8. Yeni Sinema Paradiso (Nuovo Cinema Paradiso)

Bu film sinema hakkında değildir.
Bu film özlem hakkında yazılmış bir mektuptur.

Çocukluk, ustalık, gidişler ve geri dönemeyişler…
Final sahnesi, insanın kalbini sessizce söker.

Ve şu cümle kalır akılda:
Bazı yerlere dönülmez, ama hatırlamak yeter.


9. Yıldızlararası (Interstellar)

Uzay, zaman, bilim…
Ama hepsinin altında çok insani bir mesele vardır: bir babanın kızına yetişme çabası.

Zamanın göreceliği, insanın küçüklüğü ve sevginin sınır tanımazlığı anlatılır.

Film bittikten sonra şunu düşünürsün:
“Belki de sevgi, gerçekten her şeyden güçlüdür.”


10. Hayat Güzeldir (Life Is Beautiful)

Bu filmi en sona koymak tesadüf değil.
Çünkü bu film, insanın içini en çok acıtan ama en çok da umut veren filmdir.

Faşizmin ortasında, çocuğuna oyunu bozmayan bir baba…
Gerçekliğin en sert yerinde bile hayali diri tutan bir adam.

Bu film şunu öğretir:
Hayat her zaman güzel değildir ama insan onu güzel tutabilir.


Son söz

Bu filmler seni daha iyi biri yapmaz.
Ama daha farkında biri yapabilir.

Her biri bir pencere.
Her biri bir ayna.

Ve bazı filmler vardır; izledikten sonra hayat aynı yerden devam eder ama sen aynı kişi olmazsın.

Al şimdi bu listeyi ne yapıyorsan yap.
Ama izlerken acele etme.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Diğer içeriklere de göz atın.
Bu blog bağımsız bir platformdur ve desteklerinizle ayakta duruyor.
Bildirimleri açmayı unutmayın.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar