Çekim yasası gerçekten hayatı değiştirir mi, yoksa sadece düşünce ve davranışlarımızın sonucu mu? Bu yazıda meseleyi masaya yatırıyorum.
Arkadaşlar, dostlar ve dahi Romalılar merhaba…
Bugün “Merak ediyorum” köşesinde yıllardır kulaktan kulağa dolaşan, kimine göre hayat kurtaran, kimine göre şehir efsanesi olan bir meseleyi masaya yatırıyoruz: Çekim yasası nedir, gerçekten işe yarar mı?
Hani şu “istersen olur”, “evrene mesaj gönder”, “olumlu düşün, evren sana versin” cümleleriyle hayatımıza sızan mevzu.
Gel bir çay koy, otur. Bu yazıda ne kişisel gelişimci gibi pembe gözlük takacağız, ne de “hepsi saçmalık” deyip masayı devireceğiz. Mantıkla, deneyimle, biraz bilimle, biraz da hayatın içinden konuşacağız.
En sade haliyle anlatayım: Çekim yasası, düşüncelerinin, inançlarının ve duygularının hayatına benzer olayları çektiğini savunan bir yaklaşımdır.
Yani sen neye odaklanırsan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak onu çoğaltırsın denir.
Olumluya odaklanırsan olumlu gelir,
korkuya odaklanırsan korku büyür,
yoksunluk hissiyle yaşarsan yoksunluk devam eder.
Kulağa basit geliyor değil mi? Zaten bu kadar yayılmasının sebebi de bu basitlik.
Çekim yasası yeni bir şey değil. Modern adıyla son 20–30 yılda patladı ama kökleri çok eski.
Antik Yunan’da “benzer benzeri çeker” düşüncesi var
Doğu felsefelerinde niyet, farkındalık ve zihin eğitimi var
Tasavvufta “niyet hayr, akıbet hayr” anlayışı var
Ama modern çağda bu iş 2006’da çıkan “The Secret” kitabı ile tavan yaptı. Herkes bir anda evrene sipariş vermeye başladı. Ferrari isteyenler, aşk isteyenler, para isteyenler…
Sonra ne oldu?
Bazıları “hayatım değişti” dedi,
bazıları “hiçbir şey olmadı” dedi.
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Şimdi dürüst olalım:
Çekim yasası sihirli bir değnek değildir.
Koltuğa uzanıp “ben zenginim” deyince kapıdan servet girmez.
Ama “tamamen saçmalık” demek de haksızlık olur.
Neden mi?
Çünkü bu işin içinde psikoloji, odak, algı, davranış değişimi ve alışkanlık var.
İnsan beyni her saniye milyonlarca uyaranla karşı karşıya. Ama hepsini algılayamaz.
Beyin ne yapar? Odaklandığını seçer.
Bir araba almak istediğinde her yerde o arabayı görmeye başlaman gibi.
Aslında arabalar hep vardı ama senin radarın kapalıydı.
Çekim yasasının “çalışıyor gibi” görünmesinin temel nedeni burada yatıyor:
Odak değişir
Algı değişir
Davranış değişir
Sonuç değişir
Evren değil belki ama sen değişirsin.
Şunu net söyleyeyim:
Sürekli olumlu düşünmek zorunda değilsin.
İnsan sinirlenir, üzülür, yorulur, küfreder. Normal.
Ama sürekli olarak:
“Ben şanssızım”
“Bana bir şey olmaz”
“Zaten başaramam”
diyen bir zihin, farkında olmadan kendi ayağına çelme takar.
Bu çekim yasası değil, öz sabotajdır.
Çünkü bazı şeyler gerçekten değişiyor:
Hedef netleşiyor
Ne istediğini bilmeyen insan hiçbir yere gidemez.
Odak artıyor
Dikkatini dağıtan şeyler azalıyor.
Davranışlar değişiyor
Farkında olmadan fırsatlara daha açık oluyorsun.
Cesaret artıyor
“Olabilir” düşüncesi insanı harekete geçiriyor.
Bunların hepsi gerçek. Ama bunları “evren yaptı” diye paketleyince iş mistikleşiyor.
Çekim yasasının en tehlikeli tarafı burası.
Emek yok
Plan yok
Disiplin yok
Ama beklenti var.
Bu noktada çekim yasası tembelliğin bahanesi oluyor.
Gerçek hayatta işler böyle yürümez.
İstemek, başlangıçtır, sonuç değil.
Bilim “evren sana para gönderir” demez.
Ama şunları söyler:
Düşünce davranışı etkiler
Davranış sonuç üretir
Alışkanlıklar kader gibi çalışır
Yani bilim, çekim yasasının mistik kısmını değil, psikolojik kısmını destekler.
Şimdi burası önemli. Not al.
Çekim yasası şuralarda işe yarar gibi görünür:
Net hedefin varsa
Gerçekçiysen
Davranışlarını değiştiriyorsan
Sürece sabırlıysan
Şuralarda hiç işe yaramaz:
Sadece hayal kuruyorsan
Hiçbir şey yapmıyorsan
Başkasının hayatını istiyorsan
Kısa yoldan mucize bekliyorsan
“Evrene mesaj gönderme” kısmını bir kenara bırakalım. Daha ayakları yere basan bir yol söyleyeyim:
Ne istediğini yaz
Neden istediğini yaz
Günlük küçük adımlar belirle
Kendini sabote eden cümleleri fark et
Süreçte kal
Bu, çekim yasası değil belki ama hayat yasası.
Kısa cevap: Tek başına hayır.
Para için: Finansal alışkanlık değişmeden olmaz
Aşk için: Kendinle ilişkin düzelmeden olmaz
Sağlık için: Yaşam tarzı değişmeden olmaz
Ama zihin değişimi, bu dönüşümlerin kapısını aralar.
Kendi payıma konuşayım.
Ben çekim yasasını:
Ne tamamen kutsarım
Ne de çöpe atarım
Bunu bir farkındalık aracı olarak görürüm.
Hayatı değiştiren şey:
Niyet
Emek
Süreklilik
Gerçekçilik
Gerisi süs.
Çekim yasası tek başına mucize değildir.
Ama insanın yönünü değiştirebilir.
Asıl soru şu:
Sen neye odaklanıyorsun?
Çünkü odaklandığın şey, er ya da geç büyür.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Diğer içeriklere de göz atın. Bu blog bağımsız bir platformdur ve desteklerinizle ayakta duruyor.
Bildirimleri açmayı unutmayın, yazılar kaçmasın.
Yorumlar